Gün geceye varmadan soluyorum Ankara'da. İklimlerin bile sabit olamadığı bu şehirde, günlerim peşi sıra birbini kovalarken sizden dahada mı uzaklaşıyorum, yoksa sizlere olan hasretim mi kalbimi bu kadar acıtıyor bilemiyorum.
Aranızdan ayrılmam yaprak dökümü misali bir kış gününde olsa da ağacımın dibinden ayrılmamak içindir çabalarım.
Sonu gelmeyecekmiş gibi görünse de ufkum yürüdüğüm denizde, yaşadığım anılarla zamanımı geçirmekle yetiniyorum. Sizlerin varlığından güç almak belkide umutlandırıyor beni aranıza geri döneceğimin.
Aile, Dostluk, ve Arkadaşlık anlamları bir yana değerleriniz paha biçilmez oluyor. Tüm rüzgarlara göğüs geriyorum yıllanmış ağacımın dibinde durabilmek için.
Bugün çok öfkeliyim doğaya;
İklimler değişssin değişmesine de, neden ayrılık gibi bir acı verirsin ağacımla yaprağıma ?
Ağaç üzülmez mi sanıyorsun düşen her bir yaprağına, Ya yaprak sararması üzüntüsündendir eyyy adil olduğu sanılan doğaaa sana sesleniyorum!...
Sararmadan geri koy beni ağacıma, yoksa kurur giderim gurbet yollarında kırıntılarımla...
17 Mayıs 2011 Salı
AĞLAYAN ÇOCUĞUN SAVAŞI
Bugün kaldırımda ağlayan çocuğu ne annesi susturabildi, ne de babası. Nasıl susturabilirlerdi ki ağlayan çocuğu ; ne istiyordu acaba şeker mi, su mu, oyuncak mı ... bilemediler. Öylece evlerine gittiler. Göremediler çocuklarının ağlama sebeplerini. Çözemediler.
Şimdi ben anlatayım mi neden ağladığımı, İnsanlar o kadar cahil oldular ki kendi aralarındaki anlaşmazlıklara başka bir kıtada da olsa arkadaşlarımın kurban gitmesini görmek çok acı. Bunu ne annem gördü, ne babam ne de diğer insanlar. Ya ben anlatamadım , ya da anlamak istemediler.
Çünkü arkalarına bakmadılar... Hissetmediler... Bir zamanlar çocuk olduklarını...
Şimdi ben anlatayım mi neden ağladığımı, İnsanlar o kadar cahil oldular ki kendi aralarındaki anlaşmazlıklara başka bir kıtada da olsa arkadaşlarımın kurban gitmesini görmek çok acı. Bunu ne annem gördü, ne babam ne de diğer insanlar. Ya ben anlatamadım , ya da anlamak istemediler.
Çünkü arkalarına bakmadılar... Hissetmediler... Bir zamanlar çocuk olduklarını...
14 Mayıs 2011 Cumartesi
RÜYA
Şehr-i Bahar yaşıyorum yine bu gece seni düşünerek gönlümün bahçesinde. Sevdiğin kuşlar etrafımda bedenimi kutsarcasına adını fısıldıyorlar. Dolunay sahne ışığı misali aydınlatıyor yanıma gelişini. Huzurun sarıyor tüm bedenimi... Gözlerimi açıp etrafta göremeyince seni, anlıyorum ki hepsi rüyaymış tıpki senin gibi...
YAĞMURLARIN ACİZLİĞİ
Ufak bir kıvılcımdan çıkan yangınları bile söndürebilen yağmurlar,
Sana olan sevda ateşimin karşısında acizliğinden utanıveriyor...
Sana olan sevda ateşimin karşısında acizliğinden utanıveriyor...
GEÇEN GÜNLER
Her gün batışında geçen günleri anıyorum
Turuncu ve Mor bulutlarda,
Bazen gökyüzü eşlik ediyor, yağmurlarıyla gözyaşlarıma,
Bazen de umut olup ıstıyor yüreğimi, güneşe her bakışımda...
Turuncu ve Mor bulutlarda,
Bazen gökyüzü eşlik ediyor, yağmurlarıyla gözyaşlarıma,
Bazen de umut olup ıstıyor yüreğimi, güneşe her bakışımda...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)